Ülkemizdeki enflasyon maliyet enflasyonudur

82

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Haziran ayına göre yıllık enflasyon rakamlarını, tüketici fiyatlarında (TÜFE) yüzde 15,39, yurtiçi üretici fiyatlarında (ÜFE) ise yüzde 23,71 olarak açıklamıştı.

Ekonomi uzmanları açıklanan bu rakamların beklentilerin çok üstünde olduğunu belirtmişlerdi.

Dolar kurunun önlenemez artışı, faizlerin de artma eğiliminde olması doğal olarak enflasyonu da artırıyor.

Çünkü Türkiye’deki enflasyon Prof. Dr. Haydar Baş’ın yıllar öncesinden ifade ettiği gibi “maliyet enflasyonu” ve maalesef üretimde kullandığımız finans, hammadde ve enerji dolara endeksli ve ithal…

Her döviz kuru artışı, her faiz artışı otamatikman bütün maliyetleri artırıyor, maliyet enflasyonuna neden oluyor.

Dilerseniz, sorunu daha iyi anlamamız ve çözüme adım atmamız açısından “maliyet enflasyonu”nu Prof. Dr. Haydar Baş’ın dünyaca ünlü Milli Ekonomi Modeli’nden alıntı yaparak anlatmaya çalışalım. Maliyet enflasyonu MEM’in 172’inci sayfasından başlayarak ele alınıyor ve çok önemli bilgiler veriliyor.

Maliyet enflasyonu, hammadde fiyatları, enerji giderleri, sigorta primleri, vergiler ve kredi faizlerindeki artış ve işçi ücretlerinde meydana gelen artış olarak ifade edilebilir.
Ekonomide talep fazlası olmadığı durumlarda bile enflasyonla karşılaşmak mümkündür. Bunun sebebi maliyetlerde meydana gelen artıştır.

Maliyet enflasyonunun asıl sebebi ülkelerin kendi emisyonlarını devreye koymak yerine yabancı veya maliyetli yerli parayı tercih etmeleridir.Ülkemizde yaşanan enflasyon maliyet enflasyonudur. Durum buyken, IMF gibi küresel kuruluşlar, yıllarca Türkiye’de talep enflasyonu varmış gibi talebi kısmaya, kemer sıkmaya yönelik programlar sunmuşlardır.

Bize enflasyonu düşürme adına tavsiye edilen piyasadan para çekme, bütçedeki harcamaları kısma, vergileri artırma ve faiz dışı fazlayı yakalama hedefi aslında ülkemize para satan global tefecilerin paralarını garanti altına almaktan ve daha çok para satmalarını sağlamaktan başka bir şey değildir.

Ülke ekonomileri için enflasyonu kontrol altına almanın tek hedef olarak ortaya konması son derece yanlıştır.

Hedef ekonomilerin istihdam yaratacak şekilde sürekli büyümesini sağlamaktır. Bu büyüme esnasında piyasadaki para miktarı olması gereken oranlarda ve herkesin sahip olacağı biçimde tutularak ekonominin enflasyona ya da deflasyona girmesi engellenmelidir.

Evet özetle ifadeler böyle… Hem doğru bir teşhis hem de mükemmel bir çözüm…
Maliyet enflasyonunun olduğu bir ülkede, talep enflasyonunu düşürmenin adımları atılırsa, kemer sıkma politikaları sebebiyle vatandaşın satın alma gücü daha da düşer, pazar daha da daralır.

Üretici, maliyet enflasyonuna maruz kaldığı için daha pahalı üretim yapmak zorundadır ama pazarın daralması sebebiyle bu pahalılığı ürün fiyatlarına kısmen yansıtabilmektedir.
Sonuç, önce karlılığın azalması, sonra zarar etme, ardından da kepenk kapatmadır. Bu durum, işsizliğin daha da artmasına neden olacaktır.

Bir ülke hem büyüyor, hem de işsizlik önlenemiyorsa, burada bir problem var demektir.
Prof. Dr. Baş, hedefin “istihdam yaratacak bir sürekli büyüme” olması gerektiğini vurguluyor. Ve bunun nasıl olacağını da kısaca ifade ediyor.

Piyasadaki para miktarı olması gereken şekilde ve miktarda olacak.
Herkesin sahip olacağı biçimde tutulacak.

Tabii ki bu iki adım çözümün ana başlıklarıdır, işin pratik uygulamasının kodları ise Matematik dehası Rus Profesör Valery Lebedev’in ifade ettiği gibi Prof. Dr. Baş’tadır.
Anlamak dileğiyle…

Murat Çabas

mcabas@yenimesaj.com.tr