Hastalıklara iyi gelen süper dörtlü

250

Kim korkar gripten, yaşlanmaktan, Alzheimer ve bunamadan, depresyondan ve de kanserden… Her fırsatta ilaca koşmaktansa sağlığımızı korumak için yediklerimize ve içtiklerimize dikkat etmemiz, hareketli ve stressiz bir yaşam tarzı benimsememiz zaten kendi kendini iyileştirme gücüne sahip bedenimiz için yeter de artar bile. Hastalıklara iyi gelen 4 besin grubu…

Hazır, paketli katkı ve koruyucu içeren “pratik” olduğu için hayatımıza bir şekilde sokulmaya çalışılan zehirlerden kendimizi ne ölçüde koruyup mevsiminde sebze-meyve tüketir, GDO’suz beslenmiş hayvanların ürünlerini yersek bedenimizin ihtiyacını karşılamış oluruz.

Pek çok hastalığın alt nedenlerinin esasında vücudumuzda olması gereken vitamin, mineral, sağlıklı doymamış yağ ve probiyotiklerden yoksun olmamızdan kaynaklı olduğu yapılan pek çok bilimsel araştırma ile de doğrulanmıştır.

Gıdamızın sağlığımız olması için gerekli süper dörtlü

Gelin bir de yakından bakalım bu dörtlüye ne gibi etkileri var, eksikliğinde neler yaşanır ve hangi kaynaklardan elde edebiliriz diye.

1)D Vitamini

D vitamini eksikliği yaşamayanı duymadım desem yeridir. Özellikle kış aylarında güneşin de etkisinin azalması, kapalı ortamlarda çalışma hayatı ve gıdalardan tam olarak alınamaması sebebiyle özellikle kadınlarda sıklıkla eksikliği görülmektedir.

Ben hekim değilim tabi ki ama D vitamini eksikliği yaşamış biri olarak en azından deneyimlerimi paylaşabilirim diye düşünüyorum. Ki yaz aylarında bol miktarda güneş alan, sebze-meyve, balık, yumurta vb. gıdalarını eksik etmeyen, yok denecek seviyede abur cubur tüketen biri olarak ben de bile eksikliği göründüyse siz de bir baktırın derim.

Peki neye sebep oluyor bu D vitamini eksikliği derseniz:

Halsizlik, bağışıklık sisteminin zayıflaması, konsantrasyon ve dikkat eksikliği, eklem ağrıları, kramp, kilo problemi ve depresyona kadar giden bir yolculuk söz konusu. Bu mucizevi vitamin bağırsaktaki kalsiyum emilimini arttırıyor, kemikteki mineral dengesi, kalsiyum fosfor dengesini sağlıyor, kas-sinir sistemi fonksiyonlarını düzenleyerek kas gücünü ve kalp atışlarını dengeliyor.

Yağda çözünen ve vücutta fazlası depolanan D vitamini D3 vitamin takviyesi olarak serum, damla formunda alabileceğiniz gibi; somon, sardalya, balık yağı, süt, yumurta, tereyağı, karaciğer, mantar, kakao gibi gıda kaynaklarından da sağlayarak 10:00-15:00 saatleri arası güneşe çıkarak D vitamininin aktive edilmesi gerekmektedir.

2)Omega-3

Beslenmemizin dört saç ayağından birisi de EPA ve DHA içeren omega-3 kaynağıdır. Doymamış yağ asitleri grubundan olan omega-3 insan vücudu tarafından üretilemediği için dışarıdan badem, fındık, keten tohumu, somon, uskumru gibi gıdalarla ya da kapsül şeklinde alınmalıdır. Omega-3 ihtiyacı anne karnından başlayarak yaşlılık dönemi de dahil her yaş grubu için görülmektedir.

Omega-3 eksikliği:

Omega-3 eksikliğinde; ciddi kalp problemleri hatta kalp krizi, görme fonksiyonlarında bozulma, dikkat azalması ve davranış bozukluğu, özellikle karın bölgesinde yağlanma, diyabet, kemik erimesi yaşanabilir.

Omega-3 kullanımı; hamilelik, menopoz dönemi gibi özel dönemler başta olmak üzere kalp rahatsızlığı olanlara, gelişme çağındaki çocuklara, kolesterol ve diyabet hastalarına, daha sağlıklı yaşamak ve yaşlanmak isteyenlere tavsiye edilmektedir.

3)Probiyotikler

Probiyotikler ise bağırsaklarımızın doğal florasında bulunan; sindirimden başlayıp, bağışıklık sisteminin gelişmesine, beslenme-iştah düzeninin sağlanarak kan şekerinin dengelenmesine; diğer tür mikroorganizmalar için antibiyotik etkisine kadar pek çok faydası bulunan mikroorganizmalardır.

Latince “pro” ve “bios” köklerinden türetilmiş ve “yaşam için” anlamına gelmektedir. Ev yoğurdu, kefir, turşu, elma sirkesi, boza ve tarhanada bol miktarda bulunmaktadır. Bağırsağımızın doğal florası yeme alışkanlıklarımıza göre değişiklik gösterdiğinden; beslenme programımıza bu gıdaları belli periyotlarda değil sürekli olarak dahil etmemizde fayda vardır.

Probiyotik eksikliği:

Probiyotikler, eksikliği olduğunda sindirim problemleri başta olmak üzere ikinci beyin olarak adlandırılan bağırsak sistemindeki dengesizlikten kaynaklı psikolojik, fiziksel problemlere de yol açmaktadır. Vücudumuza aldığımız besinlerin emilimi ve optimum fayda sağlanması yine probiyotikler sayesinde olmaktadır.

4)B12 Vitamini

Özellikle ileri yaşlarda önemi daha da artan suda çözünen vitaminlerden biri olan B12 de beslenme programına dahil edilmesi gereken vitaminlerin başında gelmektedir. Eksikliği uzun sürer ve tedavi edilmezse ciddi sorunlar oluşturabilir. Sinirlerde tahribat, kansızlık, unutkanlık, kronik yorgunluk ve depresyon gibi sorunlar görülebilir.

B12 vitamini eksikliği:

B12 vitaminin eksikliği; yorgunluk, çarpıntı, nefes darlığı, baş ağrısı, bulanık görüş, ağrılı ve kırmızı bir dil, unutkanlık, kulak çınlaması ve sinirsel problemler ile kendini gösterir.

Kırmızı et, karaciğer, böbrek, yumurta, süt, peynir ve balık B12 vitamini içeren yiyeceklerdir. B12 Vitamini, mikroorganizmalar tarafından sentezlenir ve temel kaynağı bakteriyel sentezdir.

Bitkiler tarafından doğrudan sentezlenemediği için B12 vitaminin sebzelerden alınabilecek miktarı oldukça azdır. Yumurta, peynir, süt ve deniz ürünleri kırmızı et ve sakatatlar ile kıyaslandığında daha düşük oranda B12 içerir.

Mahşerin dört atlısının her birinin sağlığımız üzerinde başlı başına etkisi olmakla birlikte birbirlerini destekleyen ve tamamlayan yönleri de bulunmaktadır. Her şeyde olduğu gibi bunların da dengede olduğu bir bedende bütünsel sağlığı sağlamak ve sürdürmek mümkündür.

İNDİGO DERGİSİ YazarHatice Ergüven –