Yeni sistemle Türkiye Birinci ve İkinci Meşrutiyet’in de gerisine gitmiştir’

125

Eski İstanbul Barosu Başkanı hukukçu Turgut Kazan “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” diye tabir edilen yeni sistemi değerlendirdi. Kazan, bu yeni sistemle, Birinci ve İkinci Meşrutiyet’in daha da gerisine gidildiğini öne sürdü. Kazan, Türkiye’nin geçtiği yeni sistem için, “Parlamentosu yoktur. Yasama faaliyeti diye bir şey yoktur. Denetimi, yargısı yoktur. Bu tek adam rejimidir” dedi.

Turgut Kazan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Meclis’te yemin etmesi ve kabineyi açıklamasının ardından Türkiye’nin geçtiği yeni sistemi, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi diye bir sistem dünya üzerinde yok. Temel kurallar, Anayasalar da ortak değerlerdir. Parlamenter sistem, yarı başkanlık sistemi, başkanlık sistemi bunlar bilinen sistemlerdir. Bu sistemlerin belli değerleri vardır. Ama Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi diye bir şey yoktur. Bu Türkiye uydurmasıdır. Türkiye’ye özgü bir uydurmadır yani. Tek adam rejimidir. Tek adam rejimi ayıp olur diye böyle diyorlar. Çünkü başkanlık sistemi değil, yarı başkanlık sistemi de değil… Eee o zaman ne diyecekler?” diyerek tarif etti.

‘KİMSENİN CAN VE MAL GÜVENLİĞİ KALMADI’

Bundan sonra Türkiye’de kimsenin can ve mal güvenliğinin kalmadığını belirten Kazan, Merkez Bankası ile ilgili çıkan kararnameyi örnek vererek, “Bu yeni sistemde parlamento yoktur. Yasama faaliyeti diye bir şey yoktur. Yeni sistemin denetimi, yargısı yoktur. Bu tek adam rejimidir. Örneğin bugün bir kararname ile Merkez Bankası’nın 5 yıl ile ilgili süre güvencesi, ‘şak’ diye kaldırılmıştır” dedi.

‘ERDOĞAN İSTEDİĞİ ZAMAN MECLİSİ FESHEDEBİLİR’

Meclis’in sembolik olarak kaldığını ifade eden Kazan, “Görünüşte bir yasama organı vardır” denilmesi için Meclis var. Birinci ve İkinci Meşrutiyet’te de parlamento vardı. Ama padişah istediği zaman parlamentoyu dağıtabilirdi. Şu anda da benzer bir kural var. Sayın Erdoğan istediği zaman -fesih değil diyorlar ama fesihtir- feshedebilir” iddiasında bulundu.

‘NASIL ANAYASA DERSİ VERİLECEK BİLMİYORUM’

Bu yeni sistemin Türkiye’yi Birinci ve İkinci Meşrutiyet’ten de geri götürdüğünü öne süren Kazan, “Anayasacıların artık Türkiye’de anlatacakları bir şeyleri kalmamıştır. Ancak dünyadaki Anayasal Sistemleri anlatıyor olacaklar. Nasıl Anayasa dersi verilecek bilmiyorum” dedi.

‘MECLİSİNİZ OLSA NE OLUR, OLMASA NE OLUR…’

Kazan, yeni sistem ile birlikte parlamentonun elinden bütçe yapma yetkisinin alındığını belirterek şu açıklamaları yaptı:

Parlamentoculuk bütçe yapmak ihtiyacından doğmuştur. Parlamentoların tek, biricik ana yetkisi bütçe yapmaktır. 1215’lerde baktılar ki kral sürekli vergi koyuyor ve dilediği gibi harcıyor. Buna katlanmak mümkün olmadığı için Sonuçta bir direnç başladı ve Magna Carta buradan doğdu. “Yok kardeşim böyle kralsın filan tamam da vergi dilediğin gibi koyamazsın, bunun için bir mutabakat gerekir” dediler. İşte o mutabakat arayışından parlamento doğdu. Dolayısıyla vergileri parlamento koyacak, toplanan paraların da nasıl harcanacağına parlamento karar verecek. Yani bütçe yapacak. Türkiye’de bütçe yetkisi kalmadı ki parlamentonun… Bütçe yetkiniz yoksa milletvekili olsanız ne olur, olmasanız ne olur… Meclisiniz olsa ne olur, olmasa ne olur… Parayı nasıl toplayacağını ve parayı nasıl harcayacağını Cumhurbaşkanı belirliyor. Bütçeyi o hazırlıyor… Diyelim ki parlamento reddetti. Hiçbir anlamı yok. Dünyada bütçe reddedildiğinde hükümetler düşer. Kitaplarda yazmaz ama düşer. Parlamento bütçeyi reddedebilir Türkiye’de, ama hiçbir şey olmaz. Çünkü Anayasa’ya göre bir önceki bütçe, -Cumhurbaşkanın bir önceki koyduğu kurallar- artış değeri uygulanarak devam eder. Yani bir yıllık artış yapılarak, vergi toplanır, harcama yapılır. Eee o zaman Meclis üyesinin ne işi var ki?

‘ANAYASA MAHKEMESİ GÖSTERMELİK…’

Uyum yasalarının Meclis’ten geçmeden yetki yasasına göre çıkartıldığını, bunun Anayasa’ya aykırı olduğunu belirten Kazan, “Yetki yasasına göre uyum yasası yapılamaz, ama yapıyorlar. Anayasa mahkemesi göstermelik olarak Anayasa Mahkemesi’dir. Anayasa Mahkemesi’ni de Cumhurbaşkanı belirliyor. Yüksek Yargı organı temsilcileri Erdoğan’ı; girişte-çıkışta, yeminde, başında-sonunda ayakta alkışladılar. Bir yargı yeri yoksa o yasağın anlamı yoktur ki…” ifadelerini kullandı.

‘DERHAL İSTİFA EDİLİR’

24 kişinin hayatını kaybettiği, 338 kişinin yaralandığı tren kazasına dikkat çeken Kazan açıklamasını şu şekilde bitirdi:

“Çorlu’da yaşananları görüyorsunuz; yağmuru suçlu sayan, bir anlayış… Tren rayını öyle yapan bir anlayış… ‘Yağmur yağdı, toprak kaymış, ne yapalım’ diyen bir anlayış var. Dünyanın her yerinde böyle bir şey olduğunda en yetkili insanlar istifa etmek zorunda kalır. Cezai anlamda bakanın, başbakanın ya da yetkili olanın bir sorumluluğu da olmayabilir ama politik sorumluluk açıktır, derhal istifa edilir. O kadar insan öldü, o kadar insan yaralandı. Büyük bir facia, büyük bir sorumsuzluğun eseri işte… İhale ile ilgili, bazı görevlerin kaldırılması ile ilgili sorunlar var. Masraf olmasın diye yapılmış bir şey… Oysa saray her türlü masrafı yapabiliyor”