BİR ANADOLU GÜZELLİĞİ TAHTACILAR

842

Babam evli iken dayısının kızına aşık olur. Dayısının kızı da(Annem) baba’ma.
Aşk bu ferman dinler mi hiç. Annemin evlenme çağı gelmiştir başkasına vermek isterler.
çaresizdirler. Babam kaçırsa nereye kaçıracak annemin ağabeyleri iki dayımla babam çok samimidir birlikte çalışırlar.

Aynı yaşlardalar Babamın kaçabileceği gidebileceği her yeri herkesi dayılarım da bilir. Dayılarımın bilmediği bir tek yer vardır. Babamın dayılarıma hiç söylemediği asker arkadaşı yürekten sevdiği Muğla’da Dalyan’ın kemaliye köyü’ndeki tahtacı Habib Tuğral.

Sonunda oraya kaçarlar…Tahtacılar bu aşk kaçaklarını el üstünde tutarlar annemi ve babamı bir eve yerleştirirler. Bütün ihtiyaçlarını karşılayıp eşyalarını düzerler. Köyün ortasında bir yol vardır.

Bir tarafında tahtacılar diğer tarafında türkler otururlar. Sunilere köyde türk diye hitap edilirmiş oysa gerçek türklerin kültürleriyle tahtacı olduklarını bilmediklerinden. Annemin ilk zamanlar daha önce hiç görmediği için bu ayrımcılık tuhafına gitse de bakmış insanlar birbirleriyle görüşüyor arkadaş dost oluyorlar zamanla alışmış.

Köyde bir çoğuda biz tahtacılara yakın olduğumuzdan bizi tahtacı bilmişler. Aslımız gerçekten tahtacıdır. Uşak Denizli sınırında oturuyoruz o bölgede osmanlı kurulmadan önce Germiyan oğulları vardı şimdiki tahtacı kültüründe. Taaaki Fatih istanbul’u aldıktan sonra Beylerbeyi ilan ettigi rum asıllı ishak paşanın zorla sunileştirmesine kadar. Kabul etmeyenler kılıçdan geçirilmişti.

Bu şekilde Fatih’de Timur’la birlikte Ankara savaşına katılan Germiyan şah’ı Yakup beyden dedesi Yıldırım Beyazıt’ın intikamını almıştı. Derken Kemaliye Okçular köyünde bu satırları yazan ben doğmuşum.  Bu arada dayılarım tüfekleriyle izmir Aydın ovasında Uşak’ta Afyon’da tam iki yıl bizimkileri aramışlar ama nafile.Nerden akıllarına gelecek bilmiyorlar ki.

Habib amcamla babam vefat etti ama biz çocukları bu dostluğu sürdürüyoruz bu dostluk bizden sonra gelenlerle de sonsuza kadar sürecek.Benim için dünyanın en güzel cennetidir orası asıl cennet olan insanlarıdır dostlarımdır. yaşlılık günlerimi orada geçirmek ölmeden cenneti yaşamak istiyorum. insan

Tahtacıların Kökenleri
Tahtacılar, Ege ve Akdeniz bölgelerinin ormanlık yörelerinde yaşayan ve ağaç işçiliğiyle uğraşan Alevî Türkmenlerdir ancak bugün çoğunluğu bu işle meşgul değildir.

Ataları, Oğuz boylarından Ağaçeriler’dir.
Timur Türkistan ve Horasan’ı egemenliği altına alınca, yurtlarını terk etmek zorunda kalan Ağaçeriler’in bir bölümü İran’a, çoğunluğu da Anadolu’ya yerleşti.Moğolların Anadolu’yu işgal etmesi üzerine, buraya gelmiş olan Ağaçeriler bu kez Suriye ve Irak’a göç ettiler.

Bunların bazısının, Timur’un ölümünden sonra 1405 yeniden Anadolu’ya döndüğü ve sonradan Tahtacılar olarak anıldığı kabul edilir.

Fatih Sultan Mehmed’in, İstanbul’un fethi sırasında kullanılan gemilerin yapımı için, Balıkesir’in Kaz Dağları’ndaki köylerden aydın muğla çine taraflarından Tahtacıları getirdiği bilinir.

Tahtacıların yerleşim yerleri
Zamanla yerleşik yaşama geçmeye başlayan Tahtacılar günümüzde daha çok Maraş, Adana, Mersin, Antalya, Akçeniş, Hızırkahya Denizli, Isparta, Burdur, Muğla, Aydın, İzmir, Manisa, Balıkesir, Çanakkale, Çorum, Tokat dolaylarında görülmektedir; sayıları milyon dolayındadır (2000)

Dil ve Dinİnançlarında ve yaşam biçimlerinde Şamanistliğe ilişkin kanıtlarla Alevî- Bektaşi inanç ve töreleri iç içe geçmiştir.Türk dilini ve Orta Asya’daki geleneklerini korumaya önem verirler.Orta Asya’da kullanılan Türkçeye (Öz Türkçe) en yakın dili kullanan kavimdir.

Gelenek ve Görenekler
Orta Asya Türklerinin dili, örf ve geleneklerini bozulmadan sürdürebilen sayılı oymaklardandır.Tahtacılar oymak damgasını kutsal sayar. Bu damganın kendilerini her türlü kötülükten koruyacağına inanırlar.Ağaç işçiliğinde kadınerkek birlikte çalışırlar.Kadına çok değer verirler.

Cumhuriyetin ilanından sonra baskılar azalınca ağaç işçiliğinden vazgeçerek ziraat, küçük esnaflık, memuriyet vb. işlere de başlamışlardır.Azerbaycan ve İran şiileri ile zaza, kürt alevileri ve Bektaşiler arasında tanımlar, ritüeller bakımdan birçok fark vardır. Şiilerde eski İran dinlerinin etkisi, Bektaşilerde ise caferilerin ve sunnilerin etkileri vardır.Bu topluluklarda sonradan olma-devşirme alevilik anlayışı yoktur.Alevi doğulur ve dedeler ocaktan gelir.

Sosyal yasam
Kuzey ege’den başlayıp doğu toroslara kadar uzanan ege ve akdeniz kıyı şeridinin iç kesimlerinde ormancılıkla geçinen ve hızla yerleşik hayata geçen türkmen alevi topluluğudur tahtacilar.

Genellikle iktidar tarafından dileri inanç tarzlari ve gelenekleri yüzünden hor görülmüşler ve dışlanmışlardır. Zaten tahtacılar da osmanlı boyunca devletten uzak durup kendi içlerine dönük bir hayatı tercih etmişlerdir.

Bu nedenle askere gitmemek için çoğu kez acem veya kıpti (roman) olarak kendilerini nüfusa kaydetirmişlerdir. çepni aşireti ile alevilik ve türkmenlik dolayısıyla ortak noktaları olmakla birlikte çepni aşiretinden oldukları iddiası gerçeklik taşımaz.

Osmanlı kayıtlarına 16. yüzyılda “Cemaat Tahtacıyan” olarak geçmişlerdir. Bazı bilgilere göre Tahtacılar 11. yüzyılda Anadolu’ya göçen “Ağaçeri”’lerin soyundan gelen bir topluluk. Tahtacılar çoğunlukla göçebelikten yerleşik düzene geçmiş durumdalar. Tahtacılar tarih boyunca bir çok batılı araştırmacının dikkatini çekmişlerdir. Bu araştırmacıların dikkatini en çok Aleviliği uygulama biçimleri ve doğayla olan ilişkileri çekmiştir.

Tahtacılar tarih boyunca hep doğayla iç içe yaşamışlardır. Doğayı sevmek, onunla birlik olmak, onu yaşamın kaynağı olarak görmek. Bununla beraber Tahtacılar doğal bitkilerden elde ettikleri ilaçlarla kendi dertlerinin dermanını kendileri bulmuşlardır. Yine Tahtacıların giyim kuşamları, el sanatları, yemek kültürleri ile büyük bir kültürel zenginliğe sahipler. Örneğin desen desen halıları, yine büyük kıl çadırlar. Bu çadırlar yağmur geçirmez.

Kışın sıcak, yazın serinletici olurlar. Bütün bu özgünlüklerle beraber Alevi öğretisini uygulamaları, Alevi inancının kadına verdiği özgürlüğü yaşamsallaştırmaları, tarih boyunca ve günümüzde bütün Alevilerde olduğu gibi Tahtacılar için de bir aşağılanma konusu olmuşlardır. Tahtacı kadını gerçek anlamıyla yiğit bir kadındır.


Tahtacı dostlarımız izmir milletveili Mustafa Moroğlu ile.Zorlu göçebelik koşullarında işin en büyük kısmı Tahtacı kadınının omuzundadır. Tahtacı kadını ana olarak fedakârdır, çocukların bakımı, klasik ev (çadır) işleri, hayvanların bakımı ve hayvansal ürünlerin üretime dönüştürülmesi, bütün bunları Tahtacı kadını gerçekleştiriyor.

Bunun yanı sıra dağ koşullarında oluşan yiğitlik ve özgürlük.Yiğitliği iki anlamda kullanabiliriz. Hem fiziksel hem ruhsal yiğitlik.Başta da belirttiğimiz gibi Tahtacılar Alevi toplumunun önemli bir öğesi durumundadır.

Günümüzde her ne kadar yerleşik hayata geçip kendilerine Tahtacı denilmesinden hoşlanmasalar da, Tahtacılar gerçek anlamıyla büyük bir kültürel zenginliğe sahiptirler.Bu zenginlikler salt Tahtacı Aleviler ve diğer Alevi topluluklar için değil, bütün insanlık için bir değerdirler

kaynak..alevikonseyi. + Vikipedia
Burada belirtilen bilgilere ilave yada itiraz etmek isteyen dostlarımız yorumlar bölümüne yazarlarsa dikkate alıp düzeltme yada ilave yapabileceğimizi belirtiriz saygılar